Haz 10 2009

İlk yarım asrım

Bana yaşadıklarından ne çıkardın diye sorulsaydı ve bir tümceyle anlatmam istenseydi;

Aşkı, sevgiyi, öfkeyi, ihaneti, nefreti, dostluğu, arkadaşlığı, düşmanlığı, acıyı her boyutta yaşadığımı söylerdim. Bu bileşenlerin tümünün dokuduğu değerlerle bilincimi oluşturup, insanları koşulsuz ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, din, dil, ırk farkı gözetmeksizin sevebilmeyi öğrendiğimi söylerdim. Doğayı acımasızca sömürüp kirleten ve yok eden kâr odaklı gözü dönmüş zihniyetlere rağmen, doğa ve dünyamızın geleceği için her türlü mücadelenin yanında yer aldığımı söylerdim.

Özetle, insanı, doğayı ve doğadaki tüm renkleri severek yaşamayı öğrenen biri olduğum için şanslı olduğumu düşünüyorum.

Sayfamı okuma lütfunda bulunan herkese içten teşekkürlerimle..


Şub 2 2010

Sevgili Dostum’a

Yüreklerimizin dokunuşudur kaybetmekten korktuğumuz
ve umutlarımızın düştüğü bir aydınlık zamanında bir arada olamamaktır aslında yalnızlığımız,
ve dostluksuzluk açlıktır bizler için

Yorgun günler dönüşmese de aydınlığa
zaman ayıplarından utanacak kadar olgunlaşmasa da
biz olmaya inanırsak eğer
bir yiğit soluk tükenmişliğin çaresizliğine dokunmak üzere ellerimizden ayrılır
ve karanlığa saplanan bir mızrak gibi
ve gecenin haykırışlarına inat
ufka bırakır yüreklerimizden aldığı cesaretimizi ve onurumuzu

Bir anda geleceğimizle birlikte başlarız yaşamaya
korkularımıza gülümsediğimiz bir anı kucaklarız
ve sabahlara dokunmaktan beslenen bir martı olup kanatlanırız

Yarınlar bize küsmeden,
Geleceğini yitiren bir ülkenin çocukları olmadan, rüzgar olalım
Bir deniz bir gökyüzü bir de kardeşlik taşıyalım umudu yasaklanmış tüm insanlığa.

K. Murat ÇEVİK
23.07.2007, Ankara


Ara 30 2009

Güneşiniz olsun sizin de

Gölgelerin efendisi olmuşsunuz
gecelerden ay vaktini saklamışsınız umutlarınızın arasına
ve bir yorgun yüreğe öğretmişsiniz aşklarla sevdaları,
güneşiniz de olmalıydı sizin,
yalnızlığınızı ısıtan,
güneşiniz olmalıydı,
yaşama bir pembe bakış aralarken.

Aslında yalnızlık, kendi korkusunu yaratır,
aslında yalnızlık, umudu besler
aslında yalnızlıkta saklıdır tüm sıradışı aşklar
ve sıradışılıktır aşkın efendisi,
aşksa kölesidir başkaldırının,
aşk en yiğididir söylencelerin.

Neden yok bir güneşiniz, neden?
Uzaklaşmadan sonbahar, yapraklarından
ve gözyaşlarınız bir bulutun yerine geçmeden,
güneşiniz olsun sizin de,
aşk zamanından önce,
güneşiniz olsun sizin de,
elleriniz aydınlığa değerken,
güneşiniz olsun
yağmurlar terketmeden sabahları
bir güneşiniz olsun ne olur.

K. Murat ÇEVİK
17.10.1997, Ankara


Eki 27 2009

Sümela

Dağların gözyaşından bir duyuş
oluk oluk bir tarih solunuyor,
sanat ve toprak birarada yudumlanmış
her dalında bir umutlu yükseliş,
her dalında bir erdemli bakış saklanmış, ağaçlardayım,
bir kışa benzer
bir yaza
gün soğuktan sıcağa
gün geceden gündüze
gün kardan gelinciğe uzanmış.

Yaralı bir yüreğe en iyi ilaçtır özgürlüğün kanat sesleri,
Uçmak, uçamadan alabilmek o tadı şimdi
Sümelanın eteklerinde 4.yüzyıldan 20.yüzyıla
nasıl bir dokudur tarih,
hangi duygular kalmıştır soğuk taşların arasında,

Bilebilir miyiz ki;
güçlüklerin, zorlukların yılgın insanlarını,
alınterini ve canını yitiren insanlarını.
Bilebilir miyiz ki;
nedenlerini,
zorun gizlendiği yaşamların,
tarih, insanı anlamaktır oysa.
Görüyorum ki her zaman birşeylerini saklamış insanlık
Sümelanın taşlarında umut
Sümelanın taşlarında korku
Sümelanın karanlığında resim ve şiir
binlerce merhaba yüzyıllar öncesine.

K. Murat ÇEVİK
19.03.1995, Sümela, Trabzon


Eyl 28 2009

Mutluluk

Mutluluk uzaklıkta saklı
bir gülümseyiş erkenidir,
mutluluk topraktan öğrenilen
bir koklama sanatıdır,
mutluluktur ardına takılıp
günlerce
gecelerce
bir sonbahardan diğerine koşturduğumuz kelebekler,

mutluluk yağmurdur
biraz da gözyaşıdır toprağa zamanında dokunan,
mutluluk öfkedir,
yitirilmiş zamana duyulan
ve aşk kokulu bir sonbaharın
yapraklarına basmadan yürüyebilmektir,

mutluluk penceresizliktir,
içi aydınlık dolu bir nardır bazen
ve bakışların her noktasında ufuklar saklı bir yürüyüş vaktidir,

mutluluk yaklaşıldıkça uzaklaşan
bir dokunulmaz yıldız kümesidir,

mutluluk çizgisiz ve sınırsız
bir kokulu bahara koşmaktır..

K. Murat ÇEVİK
21.11.1997, Ankara


Eyl 11 2009

Oldun mu rüzgar olacaksın

Oldun mu rüzgar olacaksın
korku salacaksın gecelere
öfkeni hissedecek uyanan doğa,

Oldun mu dalga olacaksın
yerinde duramayan
ve tüm gizemini derinliklerine saklamış güzelliğin öfkesi gibi
dokunacaksın tüm yüreklere,

Evet sevgili dostum,
rüzgar bile bir yön bulup oraya eser, dalga bir kara bulur ya da bir kaya parçası. Vurdukça kendi resmini çizer dokunduğu her yere. Yaptığını sevene kadar bu resmi bozar, tekrar yapar. O dalga durulduğunda razı olduğu bir resim bırakmıştır doğaya.

Biz neyiz diye soruyorum kendime. Ne bir rüzgar olabildik istediği yere gidebilen, ne de bir dalga olabildik dünyaya binlerce değişik şekil ve ses veren. Gerçekten de yaptığımız şey her neyse, bizi neden mutlu etmiyor?

Ama ben, seni düşünürken yazdığım şu satır aralarındaki Murat olmaktan mutlu olmayı unutturmayan dostluklarım için var olmaya devam edeceğim.

Sevgi ve Dostlukla Kal,

K. Murat ÇEVİK
31.01.2004, Ankara


Ağu 26 2009

Güneşini Yitiren Ülke, 6

Şafağa sordular
toprağın soluğunu tüketen
umutsuzluğun yalnızlığını,
günlerin ucundan başladı zaman eksilmeye
öfkemiz acıya dönüşürken
gözlerimiz bir başka zamana sakladı umudu arayan bakışlarını.

Suskundu şafak
aralandı öfkenin dönüştüğü
sıradışı karanlığın kapısı
güneşini yitiren bir çocuğun çığlığı
ve binlerce göz düştü bedenlerimize
yolumuz bitmişti sanki
ve toprak en önce terketmişti yaşamı
ve ağaçlar da
ve kuşlar da,
yalnızca yosunlar korumuştu toprağını
bir dalga sesiyle
tekrar döndüm yaşama,
zamana sıkılan binlerce kurşunun arasından
bir su damlası değdi yanağıma,
sorularım tükenmişti,
yanıtlarım da,
yalnızca utancımın dolaştığını hissediyordum damarlarımda,
kirlenmeye karşı duramayışımın utancıyla
yüreğim yoksullaştı,
yarınlara bakamaz olmuştum
ve şafak yasakladı bana umudu
şimdi topraksız bir başıma
kurumuş ağaç dallarına akıtacak gözyaşı arıyorum,

ve son kez baktık
yitirdiğimiz güneşe
duyularımız terkediyordu bedenimizi
gözyaşlarımıza yer kalmamıştı evrende
ve sabahsız bir utanca dönüşüyorken ufkumuz
ellerimizden kayıyordu güneşini yitiren ülkemin soluk sesleri,
biz korkularımıza sığınırken
ve bir yandan da şafağımızı yitirirken
olsa olsa topraksız bir gelecekti sürüklendiğimiz.

K. Murat ÇEVİK
17.03.2007, İstanbul


Ağu 18 2009

Güneşini Yitiren Ülke, 5

Aşklar da yiter
susuz kalmış köprülerden de öksüzdür atlı karıncalar,
bir çocuğun gülümseyişidir
güldüren dünyayı
ve sonbaharları sevdasız bırakmayan,
ve öfke sabır içinde kaybolmuş zamanadır,

Güneş de gider
sofrasında bir umutlu bakışa düşmüş yıldızı yoksa,
ve rüzgar aşktan yana esmiyorsa
ve dalga denizine küsmüş bir sevdasız bulutsa,
acılara konar umudunuz,
bir kelebek tozar omzunuzdan yarınlara,
ve yalnızca kanat sesleri kalır geriye
güneşini yitiren ülkemden,

Soluma sevda iner
vurulurum,
gecelere kalır sancısı yaramın,
sabahla sararım,
yarama dokunur eksiği aydınlığın,
gözlerimden düşmeye başlar bir güneş
parçalanmış bir umut gözlerini diker ufkunuza,

Korkarım bu güneşi de yitirmekten
acır canım
ve örterim perdelerimi
ağlayamaz utancım.

K. Murat ÇEVİK
15.10.1997, Ankara


Ağu 12 2009

Yüreğimin damlası

Elele tutuşan bin güneş çocuğundan da mutluydum,
aniden,
bir elimde günden sarı
bir elimde egeden mavi
toprak soludu
bir damla su düştü
gözlerimin değdiği o umudumu sakladığım ufka,
bilir misin
o damlanın asla uzağımda olamayacağını,
bilir misin, gözlerinden aşk topladığım ilkbahar
o damlanın ufkum ve uzaklıklarım kadar büyüdüğünü,
ben suyun izini sürdüm
o ufkumdaki damla yüreğime düşene dek,
“yüreğimde bir damla taşıyarak”
saatler
günlere,
aylar
yıllara dönüşürken
ve uzaklığı anlamsızlaştıran bir yağmur bulutunuz bile yoksa,
ve zaman,
yitirilmekle yitirilmemekliğin kavgasına tutuşmuşsa,
ve sonbaharlardan aşkın kokusunu ayıramıyorsanız hala,
ve hanımeli kokusu yağmura inat ilkbaharları müjdeleyemiyorsa size,
en yoksul bakışlar saplanıyorsa birer birer o biçare yüreğinize,
okunamamışlığın yorgun sözlerinden doğan şiirlerim gibi,
anlatılması hep ertelenmiş duygularım gibi,
yüreğimin en telaşlı anında damlana dokunarak
doğduğum anı yazdım,
bir derin soluk alıp,
içime çektiğim yaşamsın
bitirmek istemediğim bir şiirsin heryerden gülümseyen..

K. Murat ÇEVİK
21.05.1998, Ankara


Ağu 5 2009

O an

Duygu da susar
ve yenilir bir yürek daha,
akşamları uzak
akşamları soğuk yalnızlığa,
bir körpe aşk ayrılır soluğunuzdan,
bir şiir sabahını yitirirken
gözyaşlarınız toprağa yol olmadan uyandığınızda
bakışlarınız yalnız kalır birdenbire,
işte o an
duygunuzun sustuğu
duygunuzun aldandığı
bir büyük yalana tutunacağınız o an,
bulutunuz eskir
gökyüzünüz soğur,
işte o an
bir yıldız daha düşer gözlerinizden
aslında aşka yenik zamana,
bir duygu daha susar
yürek sendeler
ellerimden düşer yenik yürekli bir ben,
düşer rüzgarların ardına,
ellerim utanırken uyanırım
yanımda yitirilmiş bir zamanla..

K. Murat ÇEVİK
25.11.1997, Ankara


Tem 15 2009

Korkum mavisizliğedir

Uzakları uzaklaştıran bir mavim olsaydı
gecelere yenik düşmezdim bu denli,
Bilirim bir başına beklersin gecelerin sabaha dokunuşunu,
ellerinden eksilen hayatın korkusu düşer gözlerine,
yorulursun,
ve her sabahın ardından bir güneşin daha ayrılacağı an sokulur bakışlarına,
Korkum mavisizliğedir,
Resmini çizerim yıldızların arasında bulduğum her boşluğa,
kanat sesleri dokunur resmime,
rüzgar olurum sana,
aşk kokulu bir sevdalı rüzgar…

K. Murat ÇEVİK
15.05.1998, Ankara