Ağu 26 2009

Güneşini Yitiren Ülke, 6

Şafağa sordular
toprağın soluğunu tüketen
umutsuzluğun yalnızlığını,
günlerin ucundan başladı zaman eksilmeye
öfkemiz acıya dönüşürken
gözlerimiz bir başka zamana sakladı umudu arayan bakışlarını.

Suskundu şafak
aralandı öfkenin dönüştüğü
sıradışı karanlığın kapısı
güneşini yitiren bir çocuğun çığlığı
ve binlerce göz düştü bedenlerimize
yolumuz bitmişti sanki
ve toprak en önce terketmişti yaşamı
ve ağaçlar da
ve kuşlar da,
yalnızca yosunlar korumuştu toprağını
bir dalga sesiyle
tekrar döndüm yaşama,
zamana sıkılan binlerce kurşunun arasından
bir su damlası değdi yanağıma,
sorularım tükenmişti,
yanıtlarım da,
yalnızca utancımın dolaştığını hissediyordum damarlarımda,
kirlenmeye karşı duramayışımın utancıyla
yüreğim yoksullaştı,
yarınlara bakamaz olmuştum
ve şafak yasakladı bana umudu
şimdi topraksız bir başıma
kurumuş ağaç dallarına akıtacak gözyaşı arıyorum,

ve son kez baktık
yitirdiğimiz güneşe
duyularımız terkediyordu bedenimizi
gözyaşlarımıza yer kalmamıştı evrende
ve sabahsız bir utanca dönüşüyorken ufkumuz
ellerimizden kayıyordu güneşini yitiren ülkemin soluk sesleri,
biz korkularımıza sığınırken
ve bir yandan da şafağımızı yitirirken
olsa olsa topraksız bir gelecekti sürüklendiğimiz.

K. Murat ÇEVİK
17.03.2007, İstanbul


Ağu 18 2009

Güneşini Yitiren Ülke, 5

Aşklar da yiter
susuz kalmış köprülerden de öksüzdür atlı karıncalar,
bir çocuğun gülümseyişidir
güldüren dünyayı
ve sonbaharları sevdasız bırakmayan,
ve öfke sabır içinde kaybolmuş zamanadır,

Güneş de gider
sofrasında bir umutlu bakışa düşmüş yıldızı yoksa,
ve rüzgar aşktan yana esmiyorsa
ve dalga denizine küsmüş bir sevdasız bulutsa,
acılara konar umudunuz,
bir kelebek tozar omzunuzdan yarınlara,
ve yalnızca kanat sesleri kalır geriye
güneşini yitiren ülkemden,

Soluma sevda iner
vurulurum,
gecelere kalır sancısı yaramın,
sabahla sararım,
yarama dokunur eksiği aydınlığın,
gözlerimden düşmeye başlar bir güneş
parçalanmış bir umut gözlerini diker ufkunuza,

Korkarım bu güneşi de yitirmekten
acır canım
ve örterim perdelerimi
ağlayamaz utancım.

K. Murat ÇEVİK
15.10.1997, Ankara


Ağu 12 2009

Yüreğimin damlası

Elele tutuşan bin güneş çocuğundan da mutluydum,
aniden,
bir elimde günden sarı
bir elimde egeden mavi
toprak soludu
bir damla su düştü
gözlerimin değdiği o umudumu sakladığım ufka,
bilir misin
o damlanın asla uzağımda olamayacağını,
bilir misin, gözlerinden aşk topladığım ilkbahar
o damlanın ufkum ve uzaklıklarım kadar büyüdüğünü,
ben suyun izini sürdüm
o ufkumdaki damla yüreğime düşene dek,
“yüreğimde bir damla taşıyarak”
saatler
günlere,
aylar
yıllara dönüşürken
ve uzaklığı anlamsızlaştıran bir yağmur bulutunuz bile yoksa,
ve zaman,
yitirilmekle yitirilmemekliğin kavgasına tutuşmuşsa,
ve sonbaharlardan aşkın kokusunu ayıramıyorsanız hala,
ve hanımeli kokusu yağmura inat ilkbaharları müjdeleyemiyorsa size,
en yoksul bakışlar saplanıyorsa birer birer o biçare yüreğinize,
okunamamışlığın yorgun sözlerinden doğan şiirlerim gibi,
anlatılması hep ertelenmiş duygularım gibi,
yüreğimin en telaşlı anında damlana dokunarak
doğduğum anı yazdım,
bir derin soluk alıp,
içime çektiğim yaşamsın
bitirmek istemediğim bir şiirsin heryerden gülümseyen..

K. Murat ÇEVİK
21.05.1998, Ankara


Ağu 5 2009

O an

Duygu da susar
ve yenilir bir yürek daha,
akşamları uzak
akşamları soğuk yalnızlığa,
bir körpe aşk ayrılır soluğunuzdan,
bir şiir sabahını yitirirken
gözyaşlarınız toprağa yol olmadan uyandığınızda
bakışlarınız yalnız kalır birdenbire,
işte o an
duygunuzun sustuğu
duygunuzun aldandığı
bir büyük yalana tutunacağınız o an,
bulutunuz eskir
gökyüzünüz soğur,
işte o an
bir yıldız daha düşer gözlerinizden
aslında aşka yenik zamana,
bir duygu daha susar
yürek sendeler
ellerimden düşer yenik yürekli bir ben,
düşer rüzgarların ardına,
ellerim utanırken uyanırım
yanımda yitirilmiş bir zamanla..

K. Murat ÇEVİK
25.11.1997, Ankara


Tem 15 2009

Korkum mavisizliğedir

Uzakları uzaklaştıran bir mavim olsaydı
gecelere yenik düşmezdim bu denli,
Bilirim bir başına beklersin gecelerin sabaha dokunuşunu,
ellerinden eksilen hayatın korkusu düşer gözlerine,
yorulursun,
ve her sabahın ardından bir güneşin daha ayrılacağı an sokulur bakışlarına,
Korkum mavisizliğedir,
Resmini çizerim yıldızların arasında bulduğum her boşluğa,
kanat sesleri dokunur resmime,
rüzgar olurum sana,
aşk kokulu bir sevdalı rüzgar…

K. Murat ÇEVİK
15.05.1998, Ankara


Tem 10 2009

Kelebek sesli baharım

Uzundur soluğuna yaslanmadan
yıldızları saydığım geceler
ve gökyüzünün utancıdır uzaklık biraz da,
acıya basar bakışlarım
ufkunda doğarım
er bir sabah aralar pencerelerimi
yanına sokulur
oracıkta karışırım
içinde umudunun saklandığı zamana,
zaman yürür
ben yürürüm
geceler sabahları
sabahlar sevdaları
sevdalar seni doğurur kadınım,
bir isim ararım o aşk dolu bakışına,
sevgine dokunur
uyanırım
yanımda güller açmıştır,
yüzümden bir damla düşüverir toprağa,
toprak yürür
sen olur bana,
yüzümden bir korku düşer
o uzaklık denen yorgunluğa,
hasretin yüreğime sarılır
uyanırım bir kez daha
yanımdaki soluğuna düşer aydınlığın ilk ışıkları,
seni sorarım bedenime,
kelebek sesli baharım,
yalnızca seni…

K. Murat ÇEVİK
10.05.1998, İzmir


Tem 10 2009

Bir satır anlatı

Kederli değil, küskünüm
acılı değil, bitkin.

Çaresiz yaşanacaktı;
akşamı erken inen gün,
yoksa bir tebessüm acısını nasıl bırakabilirdi yüreğe.

Bir satıra sığınmak şimdi,
ardına anlamı güç bir sözcük alarak
bir satıra sığınmak şimdi
okumaktan yorgun düşmeyen biri görebilsin yeter.
Yeter ki
bir anlatı kalabilsin yarınlara
içinde sevgiyi katık eden gözyaşı bulunan
içinde öfkeden
içinde nefretten
iz bırakmayan.

K. Murat ÇEVİK
23.02.1995, Ordu


Tem 7 2009

Aydınlık Bakışlım

Yüreğime doğdun
sevda yüklü bir cümleden
satırlarım susarken
araladığım sabahlardan aldım soluğunu

yüreğime doğdun
ben ufkuma bir deniz çizerken
mavilerden mavi bir gökyüzü
bıraktı seni kollarıma

yüreğime doğdun
aydınlık bakışlım

gecelere vurdum gecelerce
ve yüreğimle beslediğim baharlarla
dokuduğum toprak oldun

sana eğildim
bakışın değdi bakışıma
yol aldık sabahlara
martılar düştü önümüze
bulutlar aralandıkça
kanatlandık bir kez daha,

aydınlık bakışlım
seninle çırpacağım kanatlarımı
ve ufkumdaki yakına atacağım kulaçlarımı
aralayın karanlığın gölgelerini
sevdalı bir yürek ilerliyor
zamanın yarı çıplak bedenine

öfkeleriniz sizin olsun
biz aşkı çizeceğiz
güneşin sol yanına
biz sevgiyi dokuyacağız toprağa
ve biz nerede kirlenmemiş bir deniz varsa
anlatacağız martılara
su sesini koklayan bahar gözlüm
tüm martılar sana çırpıyor kanatlarını
duyuyor musun?

ellerime bakıyorsun
ellerine bakıyorsun
ve aydınlık bir bakış oluyorsun
yenik zamanların öfkeli yalnızlığına

K. Murat ÇEVİK
25.02.2000, Ankara


Haz 13 2009

İçime Akıttığım Gözyaşı

O toprak
yüreğime serpildi
bir yarısı daha eksildi umudumun,

O toprak
gözyaşlarımı saklarcasına
utancımı saklarcasına
ve yarınlara kalamayan bir türkü gibi
bir şiir gibi
dolandı bedenime,
senin dostluğunu eksik yaşamışlığın
sana dostluğumu eksik sunmuşluğun acısı düştü gözlerime,

Sen yağmurların arasından umut dağıtan
sen turnalardan kanat çırpınışlarını alıp soframıza katık eden
yarınları kendine yasaklamış
umutsuz geleceği ülkemin,
sessizce terkettin adamızı,

bir merhaba bıraktım toprağına,
içinde öfkesine yenik zamanlarla
solgun sevgilerin çırpındığı bir sabahı ekleyerek,
bir sıcak rüzgar gizledim seni sarmalayan soğuk toprağa
içinde yalnızlıkların ve korkuların paylaşıldığı
içinde yoğunluğuna yaşanmış dostlukların ve tükenen solukların yer aldığı
aynı havaya
aynı suya
aynı sevince
aynı öfkeye tutunduğumuz
gülümseyen bir zaman bıraktım.

K. Murat ÇEVİK
08.12.2007, Berlin

6 Aralık 2007 tarihinde aramızdan ayrılan yüreği sevgi dolu Cafer Erdoğan’ın anısına..